istanbul modern etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
istanbul modern etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Aralık 2013

gerginlik limiti

.../.../....   istanbul/türkiye
Miss You (radio edit) by Trentemoller on Grooveshark

müziğin sesini aç önce.

karanlığın tanımını yaparken aydınlıktan bahsetme zorunluluğu vardır. kavramlar birbirine geçmeden hemen önce zıtlıklarıyla tanımlanırlar. gerçekte görülen ise ayırt edilmesi imkansız bir geçiş sekansıdır. bu içinde bulunulan dumanlı form heisenberg'in anlatmaya çalıştığı ilkenin fotoğrafa yansımasıdır. söz konusu aydınlıktan gelen, yarı hareketli yarı hareketsiz kızın dalgaları kafa karıştırmasın. vücudunun sabit noktaları hareket eden ışık kaynakları ile beraber değerlendirilirse görülecektir ki hareket karanlık ve aydınlığın çocuğudur.

yansımaya çalışan gölgenin, hareket eden lambaların, savrulan paltonun ve nereye baktığı tam olarak belli olmayan yüzün aslında duvardaki tablonun iyi bir canlandırması olmadığını nereden bilebiliriz? bunu bilemediğimiz gibi; karenin sonunda, normalde zemini aydınlatması ilke olan lambaların tavana hayat verdiğini ve bu hayat verişin fotoğrafçı ile modelin kucaklaşmasına yol açıp açmadığını da bilemeyiz. belki fotoğrafçı o paltonun kenarına dokunup geçmiştir sonunda ya da öncesinde seslenmiştir modele; ona hareket kazandırmak için. belki onu unutmamak için almıştır bu kareyi kamerasına.

tüm bu belirsizlikler sonucunda basılıvermiş kameranın düğmesine. gerginlik limitini aşan hamle budur belki ha? bu andan sonra ve bu andan önce olarak ikiye ayırmak istenmez ancak belli ki bir kırılma noktası var ve bu noktanın hangi tarafı iyi bilemiyoruz. gerginlik limitini aşınca gülmüştür belki ya da birden tüm keyfi kaçmıştır. limitin hemen üstünde daha mutlu ve huzurludur belki ve tabi ki de tam tersi olabilir. en azından limitini denemiştir ve kaçmamıştır fotoğrafçı. bu onun cesaretini kanıtlar. savaşçı kimliğini temsil eder barış haykırışları içerisinde. barış için gösteri yaparken çığlık atmak savaşmak değil mi? eğer öyleyse limitini aştığı bu anda fotoğrafçı aslında belirsiz bir yola mı çıkmış olur? bu yolun sonu iç huzurun ötesindeki mutsuzluğa da uzanabilir. aslında karenin icrasından hemen sonra olanlar merak uyandırıcı. bir kucaklaşma: model ve fotoğrafçı arasında ya da bir kavga... belki önemsizce geçip gitme, yani geçerken paltosunun fotoğrafçıya sürtmesi kızın.

işte bu ayrıntıların içinde aşılan limitin ne getirdiği bilinmezliklerle dolu. olmamış olan ihtimallerden bahsetmek de anlamsız.

karanlığın içindeki aydınlığın içindeki belirsiz kızın, ışıklarla süslenmiş ve bu süslemede kendine yer bulmaya çalışan zayıf gölgenin hareketlerini anlat bize fotoğrafçı. bu anı anlatırken bil ki, her kareyi alışında fotoğraf makinana, bir gerginlik limitini daha aşmaktasın. aştığın her limit iki yoldan birine gider; mutluluk ve huzur ya da mutsuzluk ve huzursuzluk. garip olan ve insanın aleyhine işleyen sistemse, bu yolların hep birbiri ile kesişmesi. içinden çıkılmaz bir hal alınca aydınlık ve karanlığın barış isteği, bir şeyler anlamaya başlanacak elbet. bu barış isteğinin aslında savaş naralarıyla desteklendiğini fark edince de vazgeçişin nedenlerinden ilki ortaya konacak.

12 Aralık 2012

sahipsiz

22.11.2012 istanbul, türkiye

dünya dışı varlıkların ilk ziyaretleri bu. aslı toprak, dönüşümü beton dünyanın zeminine ilk ayak basış... ne ve kim ile olduğu belirsiz bir iletişim çabası. gözleri, ağızları, kulakları yok, sadece ayakları var. hemen yerkürenin merkezinden yayılan ışık karşılıyor onları.

dünyanın kumunu, çimentosunu, suyunu alıp karıştırıp üretilen betonla yine dünyanın dış kabuğunu kaplamak hangi akıllının fikriydi ha? yağmur yağınca yayılan toprak kokusunu yok etmek bununla da yetinmeyip çocukları bu betonların üzerine salmak kimin akıl tutulmasının sonucuydu?

şimdi geldiler gökyüzünden. insan olmadıklarını anladığı anda kucağını açıverdi dünya. bizden ölesiye sıkılmıştı zira. kaçacak delik arıyordu insanoğlunu görünce. onlar gelince yabancı şefkatiyle, kalkanlarını indiriverdi işte.

merkezindeki ışığı doğruca onlara yöneltti. hiçbir duyu organı olmayan yabancılar toprağın ışığına ayakbastılar.

dünyanın insan dışı varlıklara sarılıp bizden kurtulma çabasıdır bu. içindekileri heyecanla anlatmıştır onlara. yapılan işkenceleri, özensizliği, umarsızlığı şikâyet etmiştir. kurtarılmak için yalvarmıştır. bırakın yüzlerini ayaklarından başka hiçbir yerleri görünmeyen bu varlıklara sarılmıştır sımsıkı. bizim zorla yerin dibine gömdüğümüz ışığının ufak bir yansımasıdır bu çaba. merhametsizliğimizin ispatıdır.

kişi ayırt etmeksizin ışığını sunar mavi gezegen yabancılara.

insan ancak elindekileri yitirince harekete geçer ya da ebedi uyku işte.

19 Aralık 2011

sıra

24.11.2011 istanbul, türkiye 
-sıraya geç.
-hepsi tamam.
-neye boyadın?
-siyah sepya.
-kaç taneler?
-saydım 26.
-emin misin?
-tahmin sadece.
...
-kelimeleri ver.
-kalmadı heybede.
...
-neden iki?
-meydan okuyoruz.
-sayı kesin mi?
-kim bilir.
...
-neye, neden?
-neden sıra?
-buradan başlayalım.
-mantıklı olanı.
-üçüncü net.
-öne çıkmış.
-biraz ukala.
...
-dua ettin.
-duymuş muydun?
-hangi tanrıya?
-seninkine değil.
-hiç inanmam?
-bana, tanrıya?
-sana elbette.
-üçüncü imanlı.
-sense terbiyesiz?
-nedendir ki?
-inanç onun.
-sadece takdir.
-sana kalmaz.
-özür dilerim.
-arkalar imansız.
-bak yine.
-kategoriler iyidir.
-sundum küfürlerimi.
-kafirin çeşmesi!
-hakaretinden içerim.
-zıkkım iç.
...
-eksik saymışsın.
-tahmin dedim.
-gölgeler karışmış.
-sen karışma.
-ben karmakarışığım.
-karmanın sonucu.
-kararmasın da.
-başka istemez.
-eh tamamla.
...
-içtin mi?
-kanım sepya.
-gölge derin.
-siyah saçlarım.
-çerçeveli gözlüklerin.
-tatlı raflarım.
-yanlış saymışsın.
-aklımı aldın.
...
-karşı durmuş.
-kesen duvar.
-şaşırmadın sen?
-e karşı.
-ama durmuş.
-durmamış, kavuşmuş.
-keserek kavuşmuş.
-hay yaşa.
...
-nerede tanrın?
-ah neden?
-güzel mi?
-seninkinden güzel.
-aşkın, tanrın?
-ikisi de.
-zehirlendin mi?
-o kadar içmedim.
-sepya iyidir.
-kan sepyadır.
-aksa damardan.
-sepya aşkına.
-aşkına aşık.
...


-kelimeleri ver.
-kalmadı heybede.
...
-gel içelim.
-zıkkım içelim.