italya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
italya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ağustos 2013

gök

08.02.2013, roma, italya
sıcaktan soğuğa kaçış bu; özgürlük ve bağımsızlık şuuru kalplerinin en gizli köşelerinde, beyinlerinin her kıvrımında iken. yüksekten korkmayan kuşların başkent semalarında tanrıyı selamlamaları bu; tanrının yeryüzündeki cehenneminden gökyüzündeki cennetine gider. her kanat çırpış bir tapınmadır. yer altına inşa edilen mabet yoktur; tüm mabetler göğe yol alır. peygamberler göğe yükselir. niçin ölüleri toprağın altına gömeriz? tanrı yerde ise neden göğe doğru açılır eller?

görme, kaç

14.02.2013 floransa, italya
sekiz-altı duvar ör; yarım-bir delik aç ve bitti! sen dünyanın en iyi ustasısın.

böyle devasa duvarlar örüp ardından küçük bir pencere açmasıyla övünen ve üstelik bununla alkış alan şahısların ikiyüzlülüklerinden dem vurmamak gerekir. çünkü çelişkilerini saklamaktansa alkışlatıyorlar. bizse önünden hızla geçip gidersek kimse görmez diye umuyoruz ya da pencereye birkaç çiçek koyarsak farkedilmez...

sekiz-altı çalış; yarım-bir yemek ye ve bitti! sen dünyanın en iyi çalışanısın.

açıklamaları aynıdır üst paragrafla. aynı görmezlikten gelme, aynı maskeleme.

11 Ocak 2012

hayalperest

11.07.2011 venedik, italya
Hayalperest by Teoman on Grooveshark

-şu sonu belli olmayan sokakta koşabilirim mesela, tüm hızımla, tüm gücümle. damarlarım çatlayıncaya, nefesim tükeninceye kadar. kan ter içinde kalana kadar koşarım. sırtıma havlu koyarım bir daha koşarım. gece uyuduğumda karabasanları çağırır uykum, kumar oynarım ölümle. kumarbaz diyen delikanlıları bıçaklarım. beni, bu dünyada hiçbir kuvvet durduramaz. sonunu bulmak için sonsuzun, sonsuza kadar koşarım. ışığını alırım güneşin, çalarım; heykellerim var onlara yansıtırım. gölge oyunları yaratır, şaşırtırım, şımartırım. eritirim heykellerimi bir daha yaparım. kırarım, parçalarım, un ufak ederim. bir daha yaparım. eritirim, kılıç yaparım, boğazımı yaslar ve_ve_ve…  tüm bu olanlar sebebiyle ay’a haber uçsun isterim.  ay suçlansın, cezasını ben çekerim. bu sokaktaki eski bir binanın önünde soluklanırım belki. öteki kıskanmasın diye gider ona da yaslanırım. tarihi eserlere adını kazır, yakalanır, nezarete atılırım. tüm gece dayak yerim. davamdan vazgeçmem derim. budala derler, desinler. bir tokat daha yerim. belki mağara adamıyım yazıyı buluyordum derim; bir tokat daha… yeraltında alırım notlarımı, kimseye göstermem. inkar da ederim gerekirse ben yazmadım derim.  ölü evinde anıları olan insanlar bulurum, konuşurum, dinlerim. dinlerim daha çok. susmayı öğrenmem ve sürekli konuşmam bu sebeptendir. dinlemeye ihtiyacım var  daha çok dinlenilmekten. saklamaktır benim en güzel yaptığım. kıskançlığımı gizlerim. evlendirip boşatırım, başkalarının karılarını unutmaya çalışırken gökyüzü yırtılıverir diye korkup gök kuşağının altından geçmeye çalışırım. özür de dilemem adamlardan. tatsız bir olaydı derim, unutalım gitsin derim. ikna ederim onun ebedi kocası sensin derim. kandırırım, sonra kandırmalarım sanrılarıma dönüşür ve elbet tabi gerçekliğime. çelişkilerimden buket yaparım sana. kelimelerimi polise teslim ederim. imza karşılığında intihar ederim belki. sonra dirilirim ben, bu sokağa dönmek için. pembe evin altından geçerim defalarca; tavaf ederim. yaparım. üstteki ışığın yanmasını beklerim, gece olmasını. altı ay da sürse bu bekleyiş ben beklerim. bir yazarın günlüğünü bulur okurum altı ay gündüz ve gece ve gündüz. asarım kendimi bu tarihi binalara. bu nedir diye sormazlar bile. maskemi çıkarmak kimsenin aklına gelmez. tavus kuşunu kıskandırırım. tüylerimi savururum rüzgarda. yaz günlerinde edindiğim izlenimler üzerine kış notları düşerim. dudaklarım kıpkırmızı olduysa eğer hemen uysal ruhumu teslim ederim. altın çağı bulurum belki. kan ter içinde kalmışken gece yanıma sokulan karabasanlar yüzünden, altın çağın adını haykırarak uyanırım. XIV. yy. derim, sokaktan geçen herkesi çevirir anlatırım. herkesin tasdik ve kabul etmesini beklerim. ve illa gerekmekteyse, yani bu bir zorunluluksa, başka bir çıkar yol yoksa, hani en ufak bir alternatif bile kalmadıysa giderim yüz yılıma. istemem aslında çok ama bunu da yaparım. alırım ne gerekiyorsa temel yaşam için yanıma. bir de şapka takarım, şapka olmadan bir anlamı olmaz.

önce belki bir kumar masasında, sonra da petersburg‘ta bir nehir kenarında bulurum kendimi. bankta oturur yalvaran gözlerle bakarım suya. kalbimin atışları bir hızlanır bir yavaşlar. beyaz geceler’i yazanı ararım. bulursam eğer, çok konuşmak isterim…

-hayalperestsin.
-keşke.

12 Temmuz 2011

u_mutsuzluk

28.06.2011 roma, italya
küfürler savuruyorsundur şimdi sen. haksız da değilsin. krallığının yıkılmış olması ihtimal dahilinde. beyazlar giymiş gelinin aksine karalar bağlamışsındır şimdi. beyaz balonlara bakıp, siyah balonlar salmışsındır gökyüzüne. beyazdan bahsetmişken, dikkat edebildin mi, gelin siyah! peki neden gelinlik beyaz? siyah insanlar bile beyaz gelinlik giyerler. kendini kötü hissetmesi için gelinin, son kozun bu muydu? elinden geleni ardında koymadın değil mi? yoksa ne mutsuzluğun ne de umutsuzluğun zerre parçası yoktu bu fotoğrafta. korkulur senden. daha mutlu olamazlardı şimdi, mutluluğun fotoğrafını çekmişken o, illa burnunu sokacaksın kareye. çok fazla kavga etmeyelim seninle. siyah, mavi ve beyaz çok yakışmışlar birbirlerine. mutluluklarını dile defol git buradan. zaten tüm dünya bulanık, sade onlar net. bu netlik de yetmedi mi mutluluğa ve umuda?